MONA ROZA

2011-05-30 14:51:00

  Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden suya batacak Mona Rozâ siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza bu gün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni, perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir ''Nişan yüzüğü'' bir kapı sesi Seni hatırlatır her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli olur bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyâna Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konarlar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak; kiminin sarı Âh, beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza, bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O mâsum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni             Sezai Karakoç ... Devamı

BEKLEYEN

2011-05-17 00:45:00

Sen, kaçan ürkek ceylansın dağda,  Ben, peşine duşmuş bir canavarım!  İstersen dünyayı çağır imdada;  Sen varsın dünyada, bir de ben varım!  Seni korkutacak geçtiğin yollar,  Arkandan gelecek hep ayak sesim. Sarıp vücudunu belirsiz kollar,  Enseni yakacak ateş nefesim. Kimsesiz odanda kıs geceleri,  İçin ürperdiği demler beni an!  De ki Odur sarsan pencereleri,  De ki Rüzgar değil, odur haykıran!  Göğsümden havaya kattığım zehir,  Solduracak bir gül gibi ömrünü. Kaçıp dolasan da sen, şehir sehir. Bana kalacaksın yine son günü. Ölürsün... Kapanır yollar geriye;  Ben mezarla sırdaş olur, beklerim. Varılmaz hayale işaret diye Toprağında bir taş Ölü, beklerim...         Necip Fazıl KISAKÜREK Devamı

ALLAH DERİM

2011-05-13 20:20:00

        Allah Derim Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;  Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!  İsterseniz hayat aşını verin;  Sayılı nimetler bal olsa yemem!  Ey akıl, nasıl delinmez küfen?  Ebedi oluşun urbası kefen!  Kursa da boşluğa asma köprü, fen,  Allah derim, başka hiçbir şey demem!                   Necip Fazıl KISAKÜREK Devamı

DE GÜLÜM

2011-05-13 20:15:00

  De Gülüm De gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim istanbul darmadagin olacak, saçlarim darmadagin. Hepsi, darmadagin! üzülme gülüm! Toparlanacagiz, birlikte, ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm hem de çelikten topragini dele dele hayatin! De gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven! güven bana gülüm! sana bitmemişligi ögretecek, tattiracaktir özlemten-hakikaten-ten degiştiren yüzüm! Göreceksin gülüm! Bekle! hirslarimiz, acilarimiz gitgide ihanetlere hainlere, ezilmelere alişacak.. göreceksin-sevinçten aglayacaksin gülüm-ki işte o vakit bana-dogrudur!- şair olmak, seni sevmek pek çok yakişacak! Bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var, sokaklar var, kediler! inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! ölüm inananlar için sessizce kara kapli kitaplardan çikartilacak.. göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin! artik hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz bu dünyada, yapayalniz, umarsiz kalmayacak! KÜÇÜK İSKENDER   Devamı

KALDIRIMLAR

2011-05-08 01:31:00

  KALDIRIMLAR Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi, Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi, Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın! Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri, Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında. Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; Onun taşı erimiş, senin kafatasında. İki... Devamı